4 Şubat 2017 Cumartesi

D.IGNATIUS: ABD'DE OYUN YENİ BAŞLIYOR


BEYAZ SARAY BAŞ STRATEJİSTİ BANNON’A GÖRE OYUN HENÜZ YENİ BAŞLIYOR

David Ignatius (Washington Post gazetesi köşe yazarı, ödüllü gazeteci ve kitapları en çok satanlar listesinde yer alan casusluk romanı yazarı)
Washington Post, 31.1.2017

Tercüme: Zahide Tuba Kor



NOT: CIA ve Amerikan yönetimindeki etkili kişilerle sıkı bağlantıları olan ve yazılarında içeriden önemli bilgiler veren David Ignatius'a ait bu blogda yer alan 63 yazının tercümesini toplu olarak okumak için TIKLAYINIZ.

Çiçeği burnunda Amerikan Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk 11 gününün yeni ateşli merkezi, radikal İslam’a karşı “Yahudi-Hristiyan” değerlerinin küresel halk hareketini örgütlemeye çalışan baş stratejisti Stephen K. Bannon.
Bannon yeni yönetimin entelektüel merkezi. Yaklaşık 10 yıldır ABD’yi ve dünyayı altüst etme arzusunu zaten ilan etmekteydi. Şu anda yaptığı tam da bu. Trump’ın “Amerika Öncelik” sloganına dayalı ticaret politikaları ve mültecilere karşı seyahat yasağı, Bannon’un uzunca bir süredir savunduğu devrimin ilk ışıkları.
Trump’ın politikalarına karşı isyan büyürken, siyaseten tartışmalı politikalar ile fiiliyatta ülke temellerinin altını oyan politikaları birbirinden ayırmak önemli. Nüfusu Müslüman çoğunluklu yedi ülkenin vatandaşlarına yönelik seyahat yasağını içeren gelişigüzel başkanlık emri, bana ikinci kategoride bir politika gibi geliyor. Yani bu emir, ABD’nin temel değerlerine darbe vuruyor.
Trump’ın yapmak istediğini ilan ettiği şeylerin tam aksini üretmesi, seyahat yasağının akılsızlığını ortaya döküyor. Amerikan ittifaklarını zayıflatıyor, hasımlarımızı cesaretlendiriyor ve ülkemizi çok daha büyük bir risk altına sokuyor. Bu, sadece yanlış ve merhametsizce bir plan değil, üstelik tehlikeli de. Böylelikle İslam Devleti’nin Müslüman karşıtı olan ABD’yle savaştığı söylemini de teyit etmiş oluyor.
Sabırsızlık ve düzensizlik, Trump’ın başkanlığının bu ilk günlerinde Bannon’un stratejisinin zayıflığını ortaya koyuyor. Beyaz Saray’ın açılış salvoları, Senatör John McCain’in deyimiyle “kendi kendini sakatlama”kla sonuçlanan alelacele, kötü planlanmış atışlardı. Trump’a verdiği akılla Bannon, Benjamin Franklin’in o meşhur tavsiyesini göz ardı etmişe benziyor: Acele giden ecele gider.
Bazı eleştirmenler Bannon’ın bir beyaz milliyetçisi, hatta bir neo-Nazi olduğu iddiasında. Daha ölçülü anlatılar ise onun dünyayı nasıl gördüğüne ve müesses nizamın ticaret ve güvenlik politikaları ağını nasıl altüst etmeye çalıştığına dair kendi açıklamalarına odaklanıyor.
Birçok devrimci gibi, Bannon’un hikâyesi de kendisini bir anda kitlelerin öncü kolu olarak görmeye başlayan zengin adama benziyor. Richmond’da orta sınıf bir hayattan çıkıp Amerikan Donanmasında sakin bir dönem geçirdi; ancak hayatı,  Harvard İşletme Fakültesine kaydolduktan, bir yatırım bankası kuran Goldman Sachs’a katılarak servet kazandıktan sonra değişti. 2004’te kışkırtıcı muhafazakâr propaganda belgesellerini yönetti. Ancak 2008 Finanasal Krizi bir dönüm noktası oldu. Bannon bu krizi işçi sınıfına karşı bir ihanet olarak gördü ve Çay Partisi’nin Cumhuriyetçi ve Demokrat elitine karşı muhafazakâr isyanını kucakladı.
Kurucusu Andrew Breitbart’ın ölümünden sonra 2012’de aşırı sağcı Breitbart.com’un başına geçerek güçlü bir platform elde etti. Nisan 2010’da New York’ta bir Çay Partisi toplantısında yaptığı YouTube’a yüklenen konuşmasında Bannon’un radikal söylemi 1960’ları hatırlatıyor ve sağ ile solu kaynaştırıyordu: (…)
2014’e gelindiğinde Bannon, “Davos partisi” diye nitelediği finansal elite karşı –kendi deyimiyle– “küresel bir çay partisi hareketi”nin öncüsü olarak kendisini gördü. 2014 yazında Vatikan’daki bir konferansta yaptığı konuşmada Wall Street’in banka kurtarma paketlerine ve “ahbap çavuş kapitalizmi”ne sayıp sövdü. Irkçılar ve Antisemitler bu hareketin cazibesine kapılabilir ve ona göre (…).
2014’te İslam Devleti’nin yükselişi, Bannon’a kitleleri seferber edecek yeni bir slogan sundu. Vatikan’daki izleyicilerine “Biz cihatçı İslami faşizme karşı topyekûn bir savaştayız” diye seslendi. “Kanaatimce radikal İslam’a karşı çok ama çok çok sert bir duruş sergilemelisiniz” diye de ekledi.
Breitbart’ın Londra şubesi Brexit’in önde gelen savunucusu olmuş ve İngilizlerin referandumda AB’den çıkma yönünde oy kullandığı gün Breitbart gürlemişti: “Gökdelenlerde panik var. Küreselleşmeye karşı bir halk devrimi yolda.” Bannon da Trump’ın zaferinin ardından 30 Aralık’ta Breitbart’ın radyo programında bu temayı işleyerek bu daha sadece “ilk raundun zirvesi” dedi.
Geçen Cuma günkü seyahat yasağı, Bannon’un 5-6 yılı aşkın bir süredir geliştirdiği fikirlerin bir yansıması. Bu karar, Bannon’un Avrupa’daki müttefiki aşırı sağ partilerden büyük alkış aldı. Hollandalı popülist Geert Wilders “helal olsun” diye bir tweet attı. Fransız aşırı sağının lideri Marine Le Pen ise tweetinde “medyanın ve siyasetçilerin huzurunu kaçıran şey Trump’ın vaatlerini tutması” diye yazdı.

Bannon inkâr edilemez güçlü radikal bir vizyona sahip. Ancak bu defa tökezledi. Seyahat yasağı, onun Özgürlük Heykeli’ni hedef aldığını düşünen milyonlarca Amerikalının karşı-devrimini tetikledi. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder