11 Temmuz 2016 Pazartesi

D.IGNATIUS: YENİ BAŞKAN KARMAŞIK ASKERİ SORULARLA YÜZLEŞECEK


YENİ AMERİKAN BAŞKANI KARMAŞIK ASKERİ SORULARLA YÜZLEŞECEK

David Ignatius (Washington Post gazetesi köşe yazarı, ödüllü gazeteci ve kitapları en çok satanlar listesinde yer alan casusluk romanı yazarı)
Washington Post, 31.12.2015

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Yeni yıl tahminlerinde bulunmak bu çalkantılı dünyada ustalık ve dikkat istiyor; ancak nispeten risksiz bir tahminde bulunmak mümkün: Yeni başkan daha iddialı bir dış politika izleyecek. Demokrat aday olması beklenen Hillary Clinton, sıklıkla, askeri güç kullanımıyla ilgili neredeyse Cumhuriyetçi rakipleri kadar şahin bir söylem dillendiriyor.

Peki, dış politikada yeni Amerikan iddialılığı pratikte ne anlama gelecek? İslam Devleti ve diğer tehditlerle daha etkili bir mücadele için Amerikan askeri gücü daha gerçekçi bir şekilde neler yapabilir? Çin ve Rusya askeri olarak nasıl kontrol altında tutulabilir? Kampanya sırasında Amerikan gücü söylemi esnetilecektir, ama gerçekte ne olacak? Güç projeksiyonu yapmak birçok adayın tahmininden daha zor olacak.

Yeni başkan için ilk gerçeklik testi Pentagon olacak. Bu neslin askeri komutanları Irak ve Afganistan’da travmatik savaşlar atlattılar. Onlar Başkan Obama’yı Ortadoğu’da yeni yükümlülükler altına girmenin beraberinde getireceği muhtemel can kayıpları ve maddi külfetler konusunda uyardılar ve bir sonraki genelkurmay başkanıyla da bu tavırlarını sürdürecekler. Suriye’ye büyük bir askeri kara gücü konuşlandırılmasına karşı argümanlar duymak istiyorsanız gidip bir generale sorabilirsiniz.

Yeni yönetim başa geçtiğinde güç projeksiyonu konusunda iyi düşünülmemiş ham fikirlerin fazla devam edebilme şansı yok. Zira General Joe Dunford ve General Paul Selva’nın Amerikan genelkurmay başkanı ve yardımcısı olarak 2017’ye kadar görevi sürdüreceği dikkate alındığında askeri tavsiyelerde bir süreklilik olacağı aşikar. Ayrıca Ortadoğu’daki Amerikan askeri kuvvetlerini yöneten Merkezi Komutanlığın başkanı da dahil yeni muharip komutanlar kadrosu, görevi bırakmadan evvel yine Obama tarafından atanacak.

Tahminim şu ki Obama görevinden ayrılmadan evvel, şimdiye kadar direnegeldiği daha sert askeri seçeneklerden bazılarını hayata geçirecek; Suriye içinde “güvenli bölgeler” oluşturma ve Amerikan Özel Birliklerine bağlı kuvvetlerin daha agresifçe konuşlandırılması gibi. Bu, kısmen ABD’nin 2016’da cihatçılardan ilham alan terör saldırılarıyla daha fazla yüzleşme ihtimalinden kaynaklanıyor – ki bu durumda misilleme konusunda kamuoyu baskısı giderek artacaktır. Bu arada Beyaz Saray’ın zayıf bir mukabelesi ise Demokrat adayın seçilme şansını azaltacaktır.

Eğer şartlar ABD’yi İslam Devletine karşı taktiklerini tırmandırmaya zorlayacaksa, –Amerikan askeri faaliyetlerinin kontrolünü daha iyi sağlamak ve kamuoyunun paniklemesiyle aşırı reaksiyon vermek durumunda kalmamak için– bunu gecikmeden bir an evvel yapması gerektiğine dair bir argüman var. Ayrıca yeni başkan başa geçtikten sonra, hadiselerin mahkumu olmak yerine bizzat seçenekleri kontrol etmek isteyecek ve belki de Pentagon’dan yeni askeri seçenekler konusunda talepte bulunabilecektir.

Ortadoğu, geçmiş iki başkan için olduğu gibi, yeni başkan için de bir askeri karmaşa olmaya devam edecektir. Ancak Çin ve Rusya konusunda yeni başkanın askeri güç projeksiyonu noktasında tercihleri çok daha net olacaktır. Yeni Beyaz Saray, bu cephelerde askeri komutanlardan daha az direnişle karşılaşacaktır; nitekim komutanlar, Rus ve Çin tehdidi konusunda iyi eğitimli olup bunlarla yüzleşmek için yeterli askeri araçlara sahip olduklarına inanmaktadırlar.

Rusya’yı çevrelemek için yeni yönetim, Moskova’nın saldırganlığına karşı bir mekanizma olarak Amerikan kuvvetlerini Doğu Avrupa’ya konuşlandırıp konuşlandırmama konusunu muhtemelen inceleyecektir. Bu adım muhtemelen Pentagon’un desteğini de alacaktır. Ordu aynı zamanda Güney Çin Denizi’nde Çin’in faaliyetlerini kontrol altına almak için Japonya ve Filipinler gibi müttefiklerle –bu ülkelerin kendi savunmalarını da güçlendirecek şekilde– daha sıkı bir işbirliği de dahil aktif adımlar atılmasını hoş karşılayacaktır.

Yeni başkan için en karmaşık askeri meseleler, stratejiysen Michael Mazarr’ın “gri alan çatışmaları” dediği meseleler olacaktır. Amerikan Kara Harp Akademisi tarafından son dönemde yayınlanan bir makalede Mazarr, Çin, Rusya ve İran’ın Amerika’nın hedeflerini engellemek için alenen askeri kuvvete yaslanmaksızın bu “gri” stratejileri kullandığını savunuyor.

Amerikan hasımları güç boşluklarını istismar ediyor. Rusya’nın, NATO’ya meydan okuyacak şekilde konvansiyonel ordular yollamaktansa, üniformasız gayrinizami kuvvetlerle, yani sözde “küçük yeşil adamlar”la Ukrayna’yı işgal etmesi daha kolay. Yine Çin’in, uçak gemisi yollamak suretiyle Amerikan Pasifik Filosuna meydan okumaktansa, Güney Çin Denizi’nde suni adalar inşa ederek deniz gücünü ortaya koyması daha rahat. İran için de Suriye’de, kendi ordusunu doğrudan görevlendirmektense, Lübnanlı ve Iraklı Şii milisleri yollaması daha kolay.

Pentagon gri çatışmalardan ziyade siyah-beyaz çatışmalar için ekseriyetle silah satın alıyor. Bu yüzden bu tarz hibrid yöntemler için yeterince hazırlıklı değil.

Daha fazla askeri harcama ve daha sert bir savunma pozisyonu alma konusundaki seçim kampanyası söylemleri bu meseleyi daha de derinleştirebilir, hele de eğer yeni başkanın salt mevcut kuvvetleri güçlendirmesine yol açarsa. Gerçek anlamda iddialı bir strateji, gelecekteki gri savaşlarda daha iyi işleyebilecek yeni araçlar üretmektir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder