11 Temmuz 2016 Pazartesi

D.IGNATIUS: ABD’NİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ TRUMP’IN YÜKSELİŞİNİ KÖRÜKLEDİ


ABD’NİN SİYASİ ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ TRUMP’IN YÜKSELİŞİNİ NASIL KÖRÜKLEDİ

David Ignatius (Washington Post gazetesi köşe yazarı, ödüllü gazeteci ve kitapları en çok satanlar listesinde yer alan casusluk romanı yazarı)
Washington Post, 10.3.2016

Tercüme: Zahide Tuba Kor

İyi ülkeler de bazen kötüye gidebilir. Donald Trump’ın destekçileri “Amerika’yı Yeniden Büyük [Devlet] Yap” derken aslında bu argümanı ima ediyorlar. Trump’tan rahatsızlık duyanlar ve onu hayal kırıklığına uğramış orta sınıf seçmenin öfkesine tehlikeli bir popülist mukabele olarak görenler de öyle.

İster sevin ister nefret edin Trump’ın yükselişi kaçışı mümkün olmayan bir mesaj veriyor: ABD’nin siyasi kurumları çürüyor ve seçmenler de (haklı bir şekilde) bozuk/arızalı olarak algıladıkları hükümete öfkeliler. Tehlike şu ki, Trump’ın mukabelesi temel yönetişim problemlerini muhtemelen daha da içinden çıkılmaz bir hale sokacak ve kutuplaşmayı ve kötü yönetimi daha da artıracak. 
(…)

Sorun şu: “Hükümet”e veya “Washington”a öfkeli bir ülke, fon yetersizliği, beceriksizlik ve özel şahsi menfaatlerin kamu menfaatlerine baskın çıkması yüzünden kamu hizmetlerinin bozulmasına yol açan sorunları çözmekte zorlanacak. Gerekli olan şey, daha az değil, daha iyi bir yönetimdir – ki bunun için de paraya ve iyi liderliğe ihtiyaç var.

Amerika’nın siyasi işlevsizliği, 2014’te Francis Fukuyama tarafından yayınlanan Siyasi Düzen ve Siyasi Çürüme başlıklı önemli bir kitabın da konusu. (…) Fukuyama 1989’da “Tarihin Sonu?”nu ilan ettiğinden beri bu öngörünün niye erken olduğunu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Fukuyama kitabında giderek katılaşan ve değişime ayak uyduramayan bir zamanların başarılı sistem örneklerine dikkat çekiyor, Çin’deki Han Hanedanından Mısır’daki Memluklara ve Fransa’daki Eski Rejime kadar. Fukuyama uyarıyor: “Diğer rejim türlerine kıyasla modern liberal demokrasiler siyasi çürümeye daha az maruz kalırlar [diye bir şey yok].” Teorisyenler demokrasileri kendi kendilerini düzelten rejimler olarak tahayyül ediyor; ama eğer ki seçmenler “yeterince örgütlü değilse veya kendi menfaatlerini doğru bir şekilde idrak edemezlerse” bu gerçekleşmez.

Halka hizmet ettiği farz edilen kurumlar, eğer ki elitlerin eline geçerse veya seçilmiş yetkililerce aşırı derecede yönlendirilirse veyahut Robert Kagan’ın “adversarial legalism” dediği şeyle [Z.T.K. yani politikaların uygulanması ve ihtilafların çözümünde daha çekişmeci olunması ve kanunlara aşırı bağlılık] boğuşulursa çürüme gerçekleşir. Fukuyama becerikli, bozulmamış bürokratları –bir zamanlar bilindiği şekliyle “devlet memurları”nı– tartışıyor. Çatışan siyasi yetkiler/talimatlar ve kötü idare yüzünden bozulan kurum örneği olarak Amerikan Orman Hizmetlerini ele alıyor – ki bu kurum “altın değeri”ndeki orman kaynaklarını yönetme misyonundan ikincil (ve yanlış anlaşılan) orman yangınlarını önleme hedefine geldi.

“Keşke Amerikan Orman Hizmetleri siyasi çürümenin istisnai bir örneği olsaydı” diyor Fukuyama ve ekliyor, maalesef “Amerikan yönetiminin genel kalitesi bir nesli aşkın bir süredir giderek bozuluyor.”

Modern Cumhuriyetçi Parti’nin hükümet karşıtı derin husumeti problemin bir parçası. Vergi kesintileri birçok kamu kurumunu parasız ve iyi kadrodan yoksun bıraktı. Fukuyama, federal bütçenin %22’sine tekabül eden Medicare ve Medicaid’in federal çalışanların %0,2’since yürütüldüğüne dikkat çekiyor. Federal işgücü giderek azalırken sözleşmelilerin sayısında patlama yaşanıyor. Vergi mükellefleri bunun kendi avantajlarına olduğundan şüpheliler ve bunda haklılar da.

Kongre problemleri çözmek için yasa çıkarmak yerine federal kurumlara karışıyor. Fukuyama Pentagon’un Kongre’ye yılda neredeyse 500 rapor göndermek zorunda olduğuna dikkat çekiyor. “ABD kötü bir dengenin tuzağına düşmüş durumda. Kongre hükümetin serbestisini azaltan ve karar almayı yavaşlatıp maliyeti artıran karmaşık kurallar getiriyor. Bu yüzden hükümet iyi işlemiyor ve bu da halkın güvensizliğini teyit ediyor.”

Öfkeli halk, zenginin daha da zenginleşirken orta sınıfın yerinde saydığını ve hükümetin buna karşı hiçbir şey yapmadığını görüyor. Amerikan demokrasisinin temeli, hep orta sınıfın refahı ve kendine güveni olageldi. Ancak Pew Araştırma Merkezi’nin tahminlerine göre, orta sınıf ailelere giden hanehalkı geliri oranı 1970’te %62 iken 2014’te %43’e kadar gerilerken, üst gelirli ailelerin payı %29’dan %49’a yükselmiş durumda.

Trump öfkeli bir Amerikalıya suçlayabileceği bir hedef tahtası sunuyor: Müslümanlar, Meksikalılar, merkezi hükümetin bürokratları, serbest ticaret anlaşmalarının müzakerecileri, siyasetçiler ve gazeteciler. Ancak asıl problem olan ABD’nin siyasi çürümüşlüğünü nasıl düzelteceği konusuna henüz hiç değinmedi.


Fukuyama uyarıyor: “Yerleşik bir liberal demokraside yaşayan hiç kimse, onun [liberal demokrasinin] ayakta kalmasını kaçınılmaz addederek halinden memnun bir şekilde kayıtsız kalmamalıdır.” Veyahut Benjamin Franklin’in 1787’de dediği gibi, “Cumhuriyet, sen korursan baki kalır.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder