5 Haziran 2016 Pazar

C.KAŞIKÇI - ORTADOĞU, İHVAN'I NASIL ELE ALMALI?


ORTADOĞU, MÜSLÜMAN KARDEŞLER’İ NASIL ELE ALMALI?

Cemal Kaşıkçı (Suudi kraliyet ailesine en yakın gazetecilerden; yazılı ve görsel birçok Arap medya kuruluşunda yazar ve yorumcu. Geçmişte Suudi Arabistan’ın eski ABD Büyükelçisi Prens Türki el-Faysal’ın basın müşavirliğini yürütmüş ve birçok Arap ülkesinde muhabirlik yapmış)
(İngilizcesi) Arab News, 11.3.2015 / (Arapçası) el-Hayat, 9.3.2015

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Suudi kralının Türk ve Mısır cumhurbaşkanlarıyla ayrı ayrı yaptığı toplantıların zabıtlarını okumadım, ama Müslüman Kardeşler’den hiç bahsedilmediğini iddia ediyorum. Gazeteciler ve siyasi yorumcular ise bu konuda bölünmüş durumda. (…)

BAE’li meşhur bir işadamı, bir Kuveyt gazetesinde yayınlattığı bir makalesinde, Suudi Arabistan’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne kırmızı halı sermemesini ısrarla tavsiye edecek kadar ileri gitti; çünkü ona göre “Müslüman Kardeşler’le ilişkileri dikkate alındığında o bunu hak etmiyordu.” Kraliyet kırmızı halıyı serdi ve Türkiye’yle geniş çaplı bir işbirliği sayfasını açtı.

Ortadoğu’da giderek kötüleşen durum, bu tarz absürt mücadeleleri artık kaldıramaz. Dar çıkarlara dayalı Müslüman Kardeşler unsuru, bu kötüleşen duruma karşı etkin bir duruş sergileme formülünden çıkartılmalı. İki yıl evvel kötü gidişatla mücadele planlarına Müslüman Kardeşler unsurunu sokmak durumu daha da kötüleştirmişti.

Müslüman Kardeşler’i yok etmek
Bazı grupların değişim formüllerinden Müslüman Kardeşler’i tamamen çıkarma konusundaki ısrarları Suudi-Türk işbirliğini engellemişti. Oysaki bu, her iki ülkenin de istikrarlı ve güçlü olması hasebiyle, bölgesel kötü gidişata bir son verme kapasitesi olan tek işbirliği. Bu işbirliğini engellemek, Libya, Yemen ve Suriye’deki durumun daha da kötüleşmesine ve diğer ülkelerin istikrarının tehdit altına girmesine yol açtı.

Müslüman Kardeşler diğer birçok partiden sadece biri olarak görülmeli. Ne hafife alarak ne de abartarak, kendi gerçek gücü çerçevesinde değerlendirilmeli. Bazı seçimleri kazanabilir, bazılarını da kaybedebilir. En önemlisi, ülkelerin istikrarı ve demokrasi yoluyla barışçıl dönüşümleridir. Tökezlese/bocalasa dahi barışçıl dönüşüm önemlidir; zira alternatifi Suriye, Irak ve Libya’da gördüğümüz ve Yemen’de endişesini duyduğumuz çirkin savaşlardır.

Suudi-Türk işbirliği uzun vadede Mısır yönetiminin ve halkının da çıkarına. Riyad Mısır veya Türkiye’den birini öbürüne tercih etmeyecektir. Müslüman Kardeşler’le düşmanlıktan müttefikliğe de geçmeyecektir. Mısır’la ittifak ilişkisinden ve -meslektaşım Khaled al-Dakhil’in geçen haftaki makalesindeki ifadesiyle- Kahire’ye verilen “açık çek/sınırsız harcama yetkisi”nden vazgeçmeyecektir. Suudi Arabistan bir orta yol benimseyecektir.

Müslüman Kardeşler obsesyonu asıl önemli olan konudan bizi uzaklaştırdı: Kitaplar basıldı, yazarlar kiralandı, büyük meblağlarda paralar harcandı, konferanslar düzenlendi, komplolar planlandı ve medya kuruluşları mesleklerinin değerlerini terk edip toplumları bölen ve salt niyetler üzerinden yargılamalar yapan kampanyalara dahil oldular. Bütün bunlar çok çirkin bir kutuplaşmaya yol açtı.

Obsesyon
Övündüğümüz Körfez İşbirliği Konseyi ve Körfez halklarının diğer başarıları, bu obsesyondan dolayı yok olmak üzere. Bütün bunların ortasında akil adamların sesleri kayboldu, bilhassa medya kuruluşlarının siyasi seferberliğe katılmalarının ardından o akilleri McCarty’vari menfur bir korkutma ve tehditle hedef almaları üzerine.

Bu arada IŞİD, Irak’ın ortasının ve Suriye’nin doğrusunun çok büyük bir kısmında giderek genişledi; Suriyeli isyancıların zalim rejimden kurtulmak için savaştıkları alanları kontrolü altına almış durumda. Zayıflayan ve dünyanın demokratik bir rejimle değiştirmeye hazır olduğu Esed rejimi de bu esnada genişledi.

IŞİD destekçileri Libya’da yayılmak için bu ülkede Müslüman Kardeşler’e karşı verilen savaşı fırsat bildi. Orada savaşı başlatan kişinin [Z.T.K. Tobruk yönetimine bağlı ordunun başındaki Halife Hafter’i kastediyor olmalı] IŞİD’le Müslüman Kardeşler’in aynı kumaştan olduğunu iddia ettiği bir sırada, şu anda IŞİD, “petrol hilali” olarak bilinen bölgede [Z.T.K. Trablus’taki İslamcı hükümetin ordusu olan] Fecr-i Libya kuvvetleriyle savaşıyor. Müslüman Kardeşler’in Libya’daki sayısız kabilevi ve siyasi partiden sadece biri olduğunu ve ülkeyi tek başına yönetebilmesine imkan olmadığını gayet iyi bilen uzmanları ise kimse dinlemedi. Kaddafi sonrası dönemde Müslüman Kardeşler’i marjinalleştirmek kabul edilemez.

Marjinal bir mesele
Suudi Kralı Selman’ın onlarca liderle yaptığı toplantılardan dışarı sızan ufak tefek bilgiler, toplantıların özünün Müslüman Kardeşler benzeri marjinal konulardan çok daha büyük olduğunu ortaya koyuyor. Öyle görünüyor ki durumu iyi bir şekilde okuyan etkili bölgesel güçlerin katılımıyla, kötü gidişatı sonlandırıp yeni bir Arap dünyası inşa etmek üzere kapsamlı bir politika oluşturmak için çalışmalar yürütülüyor. Bu politikanın ayrıntıları gelecek günlerde ortaya çıkacaktır.

(…)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder