5 Haziran 2016 Pazar

A.FEDİRKA - BREZİLYA’NIN ASIL BÜYÜK PROBLEMLERİ


BREZİLYA’NIN ASIL BÜYÜK PROBLEMLERİ

Allison Fedirka (Geopolitical Futures kıdemli analisti)
Geopolitical Futures, 13.5.2016

Tercüme: Zahide Tuba Kor

Dün sabah Brezilya Senatosu, Devlet Başkanı Dilma Rousseff hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açılmasını kabul etti; bu karar Rousseff’in görevinden azline yol açacak. Yargılanma sonucunda suçlu bulunacağı ve görevinden azlinin iktisadi ve siyasi kriz içindeki ülkenin yavaş da olsa toparlanmasında bir ilk adım olacağı beklentisi yüksek. Ancak diğer birçok beklenti gibi, bunun da dile getirilmesi icraata geçirilmesinden [yani söylem eylemden] çok daha kolay. Bugün Brezilya’nın siyasi ve iktisadi kriziyle alakalı iki temel problem söz konusu ve her ikisi de öyle görevden almayla kolayca çözülebilecek türden değil.

Siyaseten Brezilya halkı arasında seçilmiş hükümet yetkililerine yönelik bir güven krizi söz konusu. Ülkedeki genel kamuoyu görüşü, mevki sahibi siyasetçilerin kahir ekseriyetinin yolsuzluğa batmış ve güvenilmez oldukları yönünde. Dürüst olmak gerekirse, bu algılama tamamen de yersiz değil. Yolsuzluk skandalları dalgasında, hangi siyasi partiden olursa olsun, ülkenin en güçlü ve en üst düzey siyasetçilerinden bazıları ya yolsuzlukla suçlanıyor ya resmen suçlu bulundu ya da soruşturmalar halen devam ediyor. Bunlar arasında Devlet Başkanı Rousseff, Devlet Başkan Yardımcısı Michel Temer, Temsilciler Meclisi eski Başkanı Eduardo Cunha ve daha evvel devlet başkanlığına aday olmuş siyasetçilerden Senator Aécio Neves de var. Nisan ayı sonunda Datafolha’nın yaptığı bir ankete göre, nüfusun %61’i Rousseff’in görevden azlini istiyor ve %58’i de onun yerine geçtiği takdirde Temer’e karşı da görevi kötüye kullanmaktan dava açılmasını destekliyor.

Öte yandan bu yolsuzluk skandallarının sonucunda yıldızı parlayan az da olsa devlet yetkilisi var: hâkimler ve federal polis memurları. Yolsuzluğa karşı mücadelenin en büyük destekçisi olan ve yolsuzluğa bulaşmış kudretli siyasileri soruşturmaktan geri adım atmayanlar, özellikle de hâkimlerden Joaquim Barbosa ve Sérgio Moro, Brezilya halkı nezdinde büyük destek kazandılar. Barbosa, eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’yı kuşatan o meşum “Mensalão” adı verilen yolsuzluk skandalıyla, Moro ise şimdiye kadar görevi başındaki onlarca CEO ve siyasetçinin suçlandığı “Lava Jato” (namı diğer devlet petrol şirketi Petrobras) davasıyla ilgileniyor. Petrobras skandalının zirveye ulaştığı dönemde sosyal medya tahminlerine göre Moro %90’lık bir halk desteğine sahipti. Ayrıca defalarca bu hâkimler 2018 devlet başkanlığı seçimlerinin muhtemel adayları olarak ilan edildi. Her iki hâkimin de şu anda siyasete girmek gibi bir niyeti yok; ama bu fikrin dillendirilmesi bile başlı başına kamuoyu desteğinin ne denli güçlü olduğunun bir yansıması.

İktisadi cephede, Temer’in devlet başkanlığı koltuğuna oturması, ülkenin milli ekonomi politikasına temelden meydan okuyacağının bir garantisi değil. Hükümetinin kemer sıkma planı Brezilya ekonomisinin mevcut yapısal dengesizliklerine pek de bir merhem olmayacaktır.

Brezilya devlet başkanlığı seçimlerini ikinci defa kazanmasından günler sonra yapılan bir gece yarısı talk showunda sunucu Danilo Gentili, programın giriş konuşmasında Brezilya’daki siyasi bölünmüşlüklere alaycı bir şekilde göndermelerde bulunmuştu. Oylardaki keskin bölünmeyi yansıtacak şekilde Brezilya iki ülkeye ayrılmalı şakasını yapmıştı. 2010 ve 2014 seçimlerinin sonuçları oldukça net bir ayrışmayı gösteriyordu: Rousseff’i destekleyen kuzeydeki eyaletler ile muhafazakar sağ adaya destek çıkan güneydeki eyaletler. Her ne kadar şaka olsa da Gentili, gerçekte iki Brezilya olduğu fikrinde haklıydı. Bu ikilik, tam da ülkenin –ve özellikle ekonominin- yönetimindeki temel meydan okumaya işaret ediyor.

brazil-latin-america-regions2
Brezilya’daki kuzey ve güney eyaletleri birbirine rakip iktisadi menfaatlere sahip. Brezilya’nın güneyi dediğimizde ülkenin güney, güneydoğu ve merkez-batı bölgelerini kastediyoruz. Bu kısım, araba ve uçak üretimi gibi yüksek katma değerli sanayi ve imalat faaliyetleriyle –ülkenin kuzeyine kıyasla- çok daha gelişmiş bir ekonomiye sahip. Bu kısımda ayrıca ülkenin büyük offshore petrol rezervleri, yoğun bir sığır üretimi ve soya yetiştirilen geniş tarım arazileri var. Yine bu bölge en gelişmiş altyapı ağına ve tesislerine sahip. Kuzeydoğu ve kuzey bölgelerinden oluşan kuzey Brezilya ise büyük ölçüde turizme, endüstriyel olmayan tarıma, alt düzeyde endüstriyel faaliyete ve biraz da madenciliğe bağımlı durumda. Altyapı ise güneye kıyasla oldukça geri; ulaşım ağı hem sınırlı hem de maliyeti yüksek.

Kuzey ve güney arasındaki iktisadi faaliyet farklılığı ülkenin iki yarısı arasında servet dengesizliğine de yol açıyor. Güneydeki üç eyalet –yani São Paulo, Rio de Janeiro ve Minas Gerais- ülke GSYH’sinin %55,3’üne tekabül ediyor. Buna merkez-batı ve güney de eklendiğinde ülkedeki iktisadi faaliyetlerin %80,9’una ulaşıyor. Kalan GSYH ise ülkenin kuzeyindeki 16 eyaletten (toplamda 27 eyalet var) elde ediliyor. Kişi başına milli gelir, güneyde aylık 25.600 ($7.350) ile 29.700 reali arasında değişirken, kuzeyde ise 11.000 ila 14.200 realine düşüyor. Bu servet ve iktisadi faaliyet dağılımı, niye kuzey eyaletlerinin düzenli bir şekilde Rousseff’in İşçi Partisi gibi sosyal harcamalara ve hükümet yardım programlarına kaynak ayıran partileri destelediğini açıklıyor. Daha zengin olan iş dünyası destekli güney eyaletler ise piyasa dostu politikaları teşvik eden muhafazakâr partileri destekleme eğiliminde.

Rousseff hakkında görevi kötüye kullanmaktan dava açılması kararı aslında jeopolitik önemi haiz değil. [Jeopolitiğin temel odak alanı olduğu] Geopolitical Futures’taki analizlerde şahıslar nadiren konu edilir. Ancak bu dava Brezilya’nın karşı karşıya olduğu siyasi güven krizini ve iktisadi adaletsizliği gündemin ana maddesine taşıyor ve bu iki mesele, ülkenin bölgesel liderlik potansiyeli bağlamında jeopolitik önemi haiz. Brezilya, fiziki ve iktisadi açıdan ayrışan bu bölgeleri birbirine bağlayıp entegre etmek zorunda; ardından da bölgede güçlü bir liderlik rolünü üstlenmeden evvel bilinçli bir kararla kendisini ispat etmeli.

Güneyde bu başarılsa da ülkenin kuzeyindeki iktisadi bölünmüşlükler hala çok net. Bu şartlar devam ederse sürdürülebilir bir liderlik mümkün değil. Rousseff’in görevden azli, seçilmiş yetkililere yönelik güven krizini de kuzey-güney arasındaki iktisadi farklılıkları da bir anda çözmeyecek. Ayrıca bu davalar, Brezilya’da yenilenen bir bilince ve belli bir seviyede kurumsal güce işaret ediyor; ordu olan bitene hiç müdahale etmedi, mahkeme kararlarına saygı duyuldu, anayasal süreçler takip edildi vs. Bunların her ikisi de Brezilya’nın jeopolitik bir zorunluluğu olan kuzey ile güneyi birleştirmesi için çalışmaya devam edebileceği sağlam bir temel inşasına yardımcı olabilir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder